Triple Falls…
Burası yalnızca bir hayalet kasaba değildi; aklıma kazınan, benliğimi şekillendiren bir yerdi. Burada yaşadıklarımı geride bırakabileceğimi ya da bundan daha uzun yaşayabileceğimi hiç sanmıyordum. Çünkü hâlâ o yaz tanıdığım adamların izini, o tehlikeli çekimi içimde hissediyordum.
Uyarıları duymazdan gelerek kendimi o aşkın ve tehlikenin kollarına attım. Hastalığımın ve duygularımın beni yönetmesine izin verdim. Rolümü gözümü kırpmadan oynadım, kaderi kendi ellerimle oyuna kattım. Ama sonuç hepimiz için büyük bir bedeldi; gençliğimizin bizi yok edilemez ve günahlarımızdan muaf kıldığını düşünerek dikkatsiz davrandık.
Şimdiyse, sırlarımı saklayan tepeler, vadiler ve o ağaçların arasında kendimden bir parçayı bırakmamış gibi davranmaktan yoruldum. Bu yüzden geri döndüm. Kaderimle hesaplaşmaya, kendimi iyileştirmeye ihtiyacım var. Yas tutmazsam içimdeki hastalık sürüp gidecek, lanetim haline dönüşecekti.
Ve kabul etmeliyim ki, bana kalan bu şans, beni dünyaya getirenlerden bir mirastı. Sonum ne olursa olsun, kendime karşı dürüst olmalıydım. Çünkü artık yalanlarla dolu bir hayatı sürdürecek gücüm kalmadı.
Burası hayalet bir kasabaydı, aklımı ele geçiren, beni ben yapan yer.
Artık Triple Falls’u unutabileceğimi ya da burada geçirdiğim zamandan daha uzun yaşayabileceğimi hiç sanmıyordum.
Hala onları hissedebiliyordum; o yaz tanıdığım adamları.
Tehlikeyi sezdiğimde bile onlara teslim olmuştum.
Tek bir uyarıya bile kulak asmamıştım. Hastalığımın, aşkımın beni yönetmesine ve mahvetmesine izin vermiştim, gözümü bile kırpmadan rolümü oynayarak kaderi oyuna dahil etmek için kışkırtmıştım.
Çünkü bu işten kaçış yoktu.
Olanlar için hepimiz suçluyduk. Hepimiz kendi cezalarımızı çekiyorduk. Gençliğimizin bizi yok edilemez ve günahlarımızdan muaf kılacağını düşünerek
dikkatsiz ve umursamaz davranmıştık. Sonunda bu, hepimize büyük acılara mal olmuştu.
Bir yanımı bu tepelerin, vadilerin ve sırlarımı saklayan ağaçların arasında bırakmamışım gibi davranmaktan bıkmıştım.
Geri dönmemin sebebi buydu. Kaderimle barışmak istiyordum.
Burada geçirdiğim süre boyunca kendimi iyileştirmek için yas tutamazsam, hasta olmaya devam edecektim ve bu benim lanetim olacaktı.
Ama herkesten çok kendimi şunu itiraf etmeliydim ki, bu şans bana beni dünyaya getirenlerden miras kalmıştı.
Sonum ne olursa olsun, her şeyden önce kendimle barışmak istiyordum.
Çünkü artık yalanlarla dolu bir hayatı yaşayamazdım.
Kitapları ücretsiz indirilmek üzere DAĞITMIYORUZ çünkü bu bir telif hakkı ihlalidir. Sitemiz yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; kullanıcılarımız kitabın ilgi çekici bir açıklamasını, yayıncının ek açıklamasını ve bir incelemeyi okuyabilir. Ayrıca kitabı satın alabilmeniz, dinleyebilmeniz (mp3 formatında sesli kitap), kitabın tam sürümünü indirebilmeniz veya çevrimiçi okuyabilmeniz için size çevrimiçi mağaza bağlantılarının bir listesini de sunuyoruz. «Göç» Kate Stewart ve keyfini çıkarın.
Kural olarak, ortak sitelerde «Göç» Kate Stewart kitabının e-kitap (Amazon Kindle, PocketBook veya Onyx), Android telefon gibi cihazlara uygun PDF formatını Türkçe olarak bulabileceksiniz), iPhone, PC (bilgisayar bilgisayarı), ipad.
«Göç» Kate Stewart kitabının telif hakkı sahibiyseniz ve onu kitap sitemizden kaldırmamızı istiyorsanız lütfen bize abuse.knigi@gmail.com adresinden e-posta gönderin, biz de onu en kısa sürede kaldıralım.
Bir yanıt yazın